---< Sponsor Bağlantı >---

Çalıkuşu(Feride) Geniş Kitap Özeti Nasıldır?


---- Sponsorlu Bağlantılar ---


Feride’nin babası Nizamettin isminde bir süvari binbaşısı, annesiyle evlendiğinde Diyarbakır’a yerleşmişler, Diyarbakır’dan Musul’a oradan Bağdat’a oradan Karbela’ya geçmiş devamlı olarak yer değiştirir, bir gittiği yerde 2 yıl üst üstüne kalmazmış. Feride 2 buçuk yaşlarında iken Musul’dalarmış yaz çok çetin geçtiğinden babası annesi ve Feride’yi Musul’da bir köye göndermiş. Feride’nin annesi Güzide, hastalanmış  Feride’yle ilgilenemiyormuş. Feride’ yi  Fatma isminde bir arap kadına vermişler bakması için.  Feride 4 yaşına civarında dadısının yakınında kalmış, 4 yaşındayken Fatma dadısı evlenip gidince çok ağlamış, onun acısını babasının sakat bir süvari neferi unutturmuş Feride’ye o bakmış. Babası, hanımının  ölmeden bir önce ailesini görmesini istiyormuş bu sebeple İstanbul’a yola çıkmışlar ancak İstanbul’a yetişemeden Beyrut’ta Feride’nin annesi vefat etmiş. Babası Feride’nin İstanbul’daki teyzesinden ve büyükannesinden çekindiği amaçlı kendisinin İstanbul’a gitmemiş ve Feride’yi nefer Hüseyin ile İstanbul’a yollamış. Feride 9 yaşında büyükannesini kaybedinceye kadar  büyükannesiyle kalmış. Büyükannesi ölümünden sonra  babası da İstanbul’da gelmiş. Babası  bu sefer de Trablus’tan Arnavutluk’a yerleşmiş, Feridenin İstanbul’daki teyzesinden çekindiği için de  onu bir Fransız yatılı okulu kalan Sör Mektebi’ne göndermiş. Feride bu okulda on yıl okumuş. Feride çok yaramaz bir çocukmuş okulun bahçesinde bir kuru ağaç varmış dikkat ve tedbirlere aldırmadan her teneffüste o ağaca tırmanır, daldan dala atlarmış bunu gören bir öğretmen bir gün “Bu kız birey değil, Çalıkuşu” diye bağırmış o günden bir sonra adı unutulmuş ve her biri onu Çalıkuşu olarak çağırmış bu yanlızca okulda kalmamış, akrabalar arasına da yayılmış. Feride okul senelerinde babasını kaybetmiş.

------- Sponsorlu Reklamlar -----

Yaz tatillerini Besime teyzesinin Kozyatağı’ndaki köşkünde geçirirmiş. Besime teyzesinin 2 çocuğu varmış büyük olanının adı Kâmran onun ufak kız kardeşi ise Necmiye imiş. Çalıkuşu akraba çocuklarıyla birçok geçinemezmiş tamamını yıldırırmış ancak Kâmran’a karşı her an bir çekimserlik duymuş, daima ona kötülük inşa etmek istemiş mahrem gizli ayağına kaya atar, gözüne kum serpermiş ve bunun buna benzer birden çok yaramazlık yapmış Kâmran’a karşı, ancak Kâmran hiç çok çok sinirlenip kızmamış. Bir yaz tatilinde ağaca tırmanma illeti sebebinden başına bir iş gelmiş; o yaz köşke Neriman ismçalıkusu3inde yirmi beşlik bir dul gelmiş maksadı Kâmran’ı etkilemek ve elde etmekmiş, bir akşam Çalıkuşu kiraz yiyecek amaçlı ağaca çıktığında Neriman ve Kâmran’ı bahçede öpüşürken görmüş ve dayanamayarak gülmüş, Neriman kaçmış ve Kâmran Feride ile konuşmuş, Feride bundan kimseye bahsetmeyeceğine söz vermiş. Okulda kızlar yaz tatilinde yaşadıkları aşkları ve adam arkadaşlarını birbirlerine anlatırlarmış, Feride’nin Mişel isminde aşk düşkünü bir dostu varmış bir okul seyahati dönüşünde yolda Çalıkuşu kendini aşk yaşayamayacak civarında saf ve aptal olarak düşünmemeleri amaçlı Mişel’e bir aşk hikayesi uydurmuş, yazın gördüğü Kâmran ile Neriman arasındaki oynaşmada Neriman’ın adına kendini koymuş ve bu uydurma hikayeyi Mişel’e inandırmış. O günden bir sonra kızların Çalıkuşu hakkındaki düşünceleri değişmiş, Kâmran’ın sık mektebe uğrayıp, yazın ağaçta gördüklerini kimseye anlatmaması amaçlı ödüller ve Feride’nin çok sevdiği fondan şekerlerinden getirmesi de okuldaki kızlara, Feride’nin bu hikayesinin uydurma olmadığına dair bir kanıt olarak görünüyormuş.

Diğer yaz Feride Tekirdağ’daki teyzesine gitmiş. Teyzesinin kızı vekendin en  çok yaş lan Müjgan ile birçok güzel arkadaş ve sırdaş olmuşlar. Çalıkuşu Kâmran ile kurduğu aşk hikayesini Müjgan ablasına da anlatmış ve Müjgan ablası onun sahiden Kâmran’a fena takdirde vurulmuş olduğunu söylemiş ve elbette Çalıkuşu bunu reddetmiş.  Çok hafta sonra özlediğini bahane ederek Kâmran da Tekirdağ’a teyzesi gile gelmiş. Bir gün Müjgan ile deniz kıyısında otururken Kâmran yanlarına gelmiş. Feride onu görünce uzaklaşmış, Müjgan’la Kâmran konuşmaya başlamışlar. Müjgan Feride’nin uydurma hikayesini Kâmran’a anlatmış, Feride bir birşeyler hissetmiş oradan kaçmaya başlamış ama Müjgan ile Kâmran devamlı olarak onu takip etmekte ve peşinden geliyormuş, köşke civarında kovalamaca devamı etmiş. Köşke geldiklerinde arka bahçedeki salıncakta Feride bütün komşu çocuklarını sallamış, tümü bitince Kamran da kendisini sallamasını istemiş Feride tereddüt etmiş ama sonra izin vermiş,  sallanırken ip kopmuş ve yere düşmüşler. Ayağa kalktıklarında Kâmran her şeyi öğrendiğini söylemiş ve Feride’ye evlilik teklif etmiş. Kâmran ile nişanlanmışlar. Feride’nin sonradan öğrendiğine yönelik Kâmran’ın sıkça okulçalıkusua uğrayıp hediyeler  getirmesi ve üstelik yazın Tekirdağ’a gelmesinin sebebi Feride’yi sevmesiymiş. Öte yaz Kâmran’ın İspanya’daki amcası Kâmran’ı yanına sefaret katibi olarak çağırıyor, Feride ile bunu konuşuyorlar ve alınan kararla Kâmran Avrupa’ya gidiyor. 4 yıl sonra Kâmran’ın dönmesi, Feride’nin de mezun olması ve evlenmeleri planlanıyor.

------- Sponsorlu Reklamlar -----

Dört yıl sonra Kâmran dönüyor ve düğünlerinden bir gün bir önce bir çarşaflı bayan köşke geliyor ve Feride Hanım ile birlikte görüşmek istiyor. Konuşuyorlar ve Feride Kâmran’ın Avrupa’da tanıştığı, Münevver adında bir sevgilisinin olduğunu öğreniyor ve kanıt olarak bir Kâmran’ın yazdığı bir mektubu okuyor bu mektubun bir bölümünde Kâmran  ” solgun çiçeğim” diye hitap etmekte . O gece Feride teyzesine bir mektup, Kâmran’a da şu notu yazarak kaçıyor: “Kâmran Bey .  ” Solgun Çiçek” romanını baştanbaşa öğrendik. Ölünceye kadar birbirimizi görmek yok. Senden nefret ediyorum”

Feride’nin Anadolu macerası artık başlıyor. Maarif Nezareti’ne gitmeden bir önce Gülmisal Kalfa adındaki önceki bir kalfalarına gidiyor ve geceyi orada geçiriyor. Gülmisal Kalfa Feride’ye belli bir süre miras veriyor. Feride ertesi gün Maarif Nezareti’ne gidiyor birçok uğraştıktan sonra B… diye bir yerde coğrafya ve resim öğretmenliğini buluyor. Gönderildiği yerde bir otelde kalıyor ve Hacı Kalfa adında yaşlı, 2 genç babası bir otel hademesiyle arkadaş oldu . Ertesi gün atama olduğu okulda esasen Huriye adında bir coğrafya ve resim öğretmeninin olduğunu öğreniyor. Birçok olaylar yaşıyor, İstanbul’a durumu bildiriyorlar, aylar sonra İstanbul’dan Feride Hanımın kalmasını ve öte öğretmenin gitmesini bildiren bir metin geliyor ama tersini isteyen maarif müdürü Feride’ye yazıdan bahsetmiyor ve onu kandırarak istifa ettirip birçok güzel diye övdüğü Zeyniler adında bir köye gönderiyor. Feride gerçeği öğrendiğinde iş işten geçmiş oldu .

 

Feride’nin gittiği köy bir sürü berbat bir yermiş, bir mezarın yanındaymış ve vatandaşlar ölümle iç içe yaşıyorlarmış, her biri neşesiz ve çocukların oynadığı oyunlar, söyledikleri şarkılar bile tabutlar, cesetler ve ölümle ilgiliymiş. Okul eskiden bir ahırmış ve 11 yaşından büyük adam çocuklarını erkekten sayıp yabancı bir köye gönderiyorlarmış nedeni ise inanca göre adam ile kız beraber okuyamazmış. Feride bu köyde insanlara yardım etmekte onları yaşama kazandırmak istiyor ve emek gösteriyor. İlk günden beri Munise isminde sütbeyaz tenli sarışın, üvey annesi bulunan ve hakikat annesi bir jandarma ile kaçtığı amacıyla berbat bayan olarak malum ve bu sebeple dışlanan bir öğrencisini bir sürü seviyor. Bu kız bir bir sürü kez hırpalanıyor ve dayak yiyor. Bir gün Munise babasından dayak yemek üzereyken evden kaçıyor ve iki gün kayıp oldu . Her Biri öldüğünü düşünürken Munise Feride’nin evine sığınıyor bir gece kalıyor ve bir sürü üzülen Feride bu kızı evlat alıyor . Bir gece köyde Jandarma ile eşkıya içinde arbede oldu yaralı bir Jandarma köyün misafir odasına getiriliyor. Hayrullah isminde bir askeri doktor Feride’yi çağırıyor, hastaya bakmasını istiyor. Feride bu doktora bir sürü ısınıyor, dost benzeri oluyorlar. Bir süre sonra Köye bir maarif müdürü geliyor ve okulu kapatıyor.

Feride Munise’yi ve ödül aldıkları bir keçi yavrusunu da alarak B…’ye geriye dönüyor. Hacı Kalfa’nın sayesinde güzel bir nesil tutuyorlar. B…’de maarif müdürü yine Feride ile ilgilenmiyor ve bir sürü eziyet çekiyor, uğraşıyor ve maarif müdürü hiç boş yerinin olmadığını, yalnızca Çadırlı diye bir köyde yer olduğunu söylüyor. bu sırada maarif müdürü Fransa’dan iştirak eden bir yazar konuğunu beklediği amacıyla anında konuyu geçiştiriyor ve Feride’nin kabul ettiğini duymadan davetlisi geliyor. Yazarın karısı tesadüfen Feride’nin okuldan arkadaşı çıkıyor, onla beraber ve kocasıyla konuşurken maarif müdürü Feride’nin Fransızca öğrendiğini anlayıp onu B…’de bir okula Fransızca öğretmeni olarak atıyor. Feride bir sürü güzel olduğundan başından bir sürü durum geçiyor. Feride’ye burada “İpekböceği” ismi takılıyor, güzelliği bir sürü delikanlının diline düşüyor, hakkında bir sürü dedikodu yapılıyor ve okulun müdiresi dayanamayıp Feride’nin gitmesini istiyor. Feride buradan Ç… diye bir ilçeye tayin ediliyor, gitmeden evvel kendisine aşık bulunan müzik öğretmeni Yusuf Beyin ölmek üzere olduğunu ve son talebinin Feride’yi görmek olduğunu öğreniyor ve son nefesinde Yusuf’a org çalıyor. Giderken Zeyniler’den aldıkları keçiyi Hacı Kalfa’ya bırakmak zorunda kalıyorlar ve Munise üzülmesin diye, Feride altı adet kuş satın alıyor.

Feride’nin güzelliği başına bela oldu ona “Gülbeşeker” adını takıyorlar, bütün delikanlılar ondan bahsetmekte, soylu bir aileden iştirak eden binbaşı İhsan’dan evlilik teklifi alıyor ve reddetmekte. ileri ki zamanlarda Burhanettin diye biri Feride’ye tuzak hazırlayıp onu elde etmeye çalışıyor. Feride çağrı edildiği bağda bayılıyor ve iştirak eden doktor onu bir daha Ç…’ye götürüyor. Feride kendini berbat hissediyor. Feride buradan İzmir’e gidiyor. Feride burada Reşit Beyefendi diye birinin köşkünde bu adamın iki kızına özel Fransızca dersi veriyor. Şans eseri bu kızların teyzesi, Kamran’ın karısı Münevver çıkıyor. Kız Kâmran’ın bir resmini gösterip onu düğün töreni gecesi terk eden şımarık nankör kızdan bahsediyor (bu kız Feride ve onu bu şekilde bir insan sanıyorlar) Feride hiçbir reaksiyon vermiyor, gerçeği de söylemiyor ve buradan ayrılmayı kafasına takıyor. Birden Çok günün ardında evdeki bir hizmetçi Feride’ye karşı Reşit Beyefendi’i övüyor ve “seninle görücüye çıksak ne güzel olabilir ” cinsinden birden çok hileli söz ile Feride’yi Reşit Beyefendi’e istediğini izah etmekte . Esasen gitmeye niyetli bulunan Çalıkuşu ben nişanlıyım ve yakında buradan ayrılıyorum diyor ve yine benzer Maarif Müdürlüğü eziyetini çekerek yepyeni bir yere tayin edilmek istiyor. Çalıkuşu’na Kuşadası’nda öğretmen arandığı söyleniyor ve kuş sözünü duyduğu an Çalıkuşu “Burası benim memleketim” diye kabul etmekte .

“Kamran biz, asıl bu sabah birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bu sabah dul kalıyorum… Tüm olan, geçtiğimiz şeylere rağmen sen tekrardan bir parça benimdin; ben tüm ruhumla senin…”

Buradan bu yana kitapta Feride’nin günlüğünün yer aldığı bölüm sona eriyor . Şuanda geriye olan 50 sayfadan anladıklarımı anlatacağım:

Kâmran karısını kaybettikten bir sonra oğlunu alıp Tekirdağ’a gidiyor. Bir hafta bir sonra ise Feride Tekirdağ’a geliyor. Birbirlerine karşı bazen ilgisiz , bazen romantik, bazen ağabey-kardeş buna benzer davranıyorlar. Feride herkesi özlediğini ve bunun amaçlı geride döndüğünü söylüyor. Feride önceki neşesini buluyor ve herkesi tekrardan güldürüyor, ara sıra kocasından ve kaybettiği kızından bahsetmekte, Kâmran bunları duyunca kendini birçok iyi olmayan hissetmekte. Kâmran’ın oğlu Necdet Feride’yi birçok seviyor, hiç yanından ayrılmıyor ve ona hala daha değil ana diyor, bu da Kâmran ve Feride’yi birçok üzüyor. Feride Kuşadası’na geride dönmeden bir önce Müjgan’a gerçeği anlatıyor. Feride Tekirdağ’a dönemden 3 ay bir önce kocasını kaybediyor ve kocası Feride’nin yeniden dönüp ailesiyle barışmasını ve öncelikle Kâmran’ı görmesini, eğer devamı edemeyeceğini hissederse geride dönmesini vasiyet ettiğini ve Feride’nin onun vasiyetini adına getirmek amaçlı geride döndüğünü söylüyor. Kocasından Kâmran’a mühürlü bir paketin geldiğini ve bunu ertesi gün Feride gittiğinde Müjgan’ın Kâmran’a vermesini istiyor ama Müjgan paketi o gece Kâmran’a veriyor.çalıkusu1

 

Kuşadası’ndayken bir harp çıkıyor ve Feride’nin çalıştığı okulu hastahane olarak kullanıyorlar. Çalıkuşu okulda olan kitaplarını almak amaçlı gittiğinde başhekim ile tanışıyor. Bu başhekim Zeyniler köyünde kendisine hastalanmış bakıcılığı yaptıran Hekim Hayrullah. Doktor Hayrullah ile birbirlerine sarılıyorlar, ek olarak bir bir önce bir defa gördükleri takdirde birbirlerini kırk senelik dost buna benzer görüyorlar. Hekim Hayrullah Feride’den burada da hastabakıcılığı yapıp kendine bağış etmesini istiyor. Okullar 5 ay bir bir sonra yeniden açılıyor ve çağ sonu olduğundan kısa zamanda yeniden kapanıyor. Çalıkuşu burada Munise’yi kaybediyor ve şok geçirerek on 7 gün baygın yatıyor. Uyandığında Munise’nin mezarını ziyaret etmekte ve Hekim Hayrullah dinlenmesi ve kendine gelmesi amaçlı Feride’yi kendisinin çiftliğine götürüyor. Feride uzun süre burada kalıyor ve haklarında sevgili oldukları, hep birlikte gezdikleri, buda yetmeyip okuldan uzaklaşarak çiftliğe gittiklerini ve orada aşk yaşadıkları dedikoduları çıkıyor. Bunun üst kısmına iyi olmayan dedikodular yapılmaması, kağıt üzerinde bir nikah olması amaçlı Hekim Hayrullah ile evleniyorlar, Hayrullah düğün töreni töreni hediyesi olarak çiftliği bir anaokulu haline getiriyor ve Feride burada 20 öğrencisine bakıyor. Feride muhtıra defterinin son sayfalarına düğün töreni töreni gecesini yazıyor ve son kelime olarak şunları yazıyor:

“Kamran biz, asıl bu sabah birbirimizden ayrılıyoruz. Ben, asıl bu sabah dul kalıyorum… Tüm olan, geçtiğimiz şeylere rağmen sen tekrardan bir parça benimdin; ben tüm ruhumla senin…”

 

Kâmran karısını kaybettikten bir bir sonra oğlunu alıp Tekirdağ’a gidiyor. Bir hafta bir bir sonra ise Feride Tekirdağ’a geliyor. Birbirlerine karşı bazen ilgisiz , bazen romantik, bazen ağabey-kardeş buna benzer davranıyorlar. Feride herkesi özlediğini ve bunun amaçlı geride döndüğünü söylüyor. Feride önceki neşesini buluyor ve herkesi tekrardan güldürüyor, ara sıra kocasından ve kaybettiği kızından bahsetmekte, Kâmran bunları duyunca kendini birçok iyi olmayan hissetmekte. Kâmran’ın oğlu Necdet Feride’yi birçok seviyor, hiç yanından ayrılmıyor ve ona hala daha ek olarak değil ana diyor, bu da Kâmran ve Feride’yi birçok üzüyor. Feride Kuşadası’na geride dönmeden bir bir önce Müjgan’a gerçeği anlatıyor. Feride Tekirdağ’a dönemden 3 ay bir bir önce kocasını kaybediyor ve kocası Feride’nin yeniden dönüp ailesiyle barışmasını ve öncelikle Kâmran’ı görmesini, eğer devamı edemeyeceğini hissederse geride dönmesini vasiyet ettiğini ve Feride’nin onun vasiyetini adına getirmek amaçlı geride döndüğünü söylüyor. Kocasından Kâmran’a mühürlü bir paketin geldiğini ve bunu ertesi gün Feride gittiğinde Müjgan’ın

Bu pakette Hayrullah’tan Kâmran’a yazılmış bir mektup ve Feride’nin Anadolu macerası boyunca yazdığı muhtıra çıkıyor. Kâmran ve Müjgan bunları beraber okuyorlar. Mektupta Hayrullah Kâmran’dan Feride’ye sahip çıkmasını ve Feride’nin eşyaları aralarında bulduğu ve kaybolduğuna Feride’yi inandırdığı bu günlüğü okumasını istiyor. Kâmran ve Müjgan günlüğü okuyorlar ve her şeyi öğreniyorlar.

Ertesi gün Feride kendisini almaya gelecek vapuru beklerken bahçedekilerle vedalaşıyor. Bir zaman bir sonra Kâmran ve babası Aziz  Feride’ye Müjgan’ın defterini Kâmran’a okuttuğunu, her şeyi öğrendiklerini, anında kadıya gidip defterini gösterdiklerini ve genişçe kafalı kadının anında nikahı kıydığını, bu andan itibaren kocasının Kâmran olduğunu söylüyor. Bu Şekilde evleniyorlar ve yıllardır süren hasret bitiyor .

 

 


- Çalıkuşu(Feride) Geniş Kitap Özeti Nasıldır? admin tarafından 12 Ekim 2013 tarihinde , Eğitim,Kitap Özetleri kategorisine eklenmiştir.
Etiketler:, ,
Çalıkuşu(Feride) Geniş Kitap Özeti Nasıldır? isimli bu konuyu ;> Google'de Ara - BlogSearch'te Ara - Buzzzy'de Ara - Twitter'da Ara - Bing'te Ara

Sende Yorum Yaz